Bir İhtida Haberi
Teşekkürler CW
Profesyonel işler, elbette profesyonel birisinden beklenir. Kitabınızdaki İngiliz lisanıyla yazılmiş bir şiiri, bir kalem yazdı demek ne kadar komik bir hurafe ise akılsız âletlerin akıllıca iş yaptıklarını iddia etmek de en az onun kadar hurafedir.
Evet, bir ağaç üzerinde yetişen, toprak ve su gibi gıdalarla büyüyen, güneş ve hava ile olgunlaşan mükemmel bir meyveyi, ne o akılsız ağaç, ne o şuursuz güneş, ne de toprak su ve hava yaptı diyemeyiz.
Hâlid, 14 yaşında Berlin’den zekî bir kardesimiz. Bizdeki Fen Liselerinde olduğu gibi sadece yüksek kabiliyetli öğrencilerin okuyabildiği Gymnasium’da okuyor. Okul tatilinin birisinde misafirimiz olmuştu.
Beraberce birçok hususta sohbetimiz oldu. Evrim teorisi hakkında bazı sorular sordu. Zaten kendisi de ona pek inanmış değildi. Biz de o konuyu kısaca izahtan sonra Cenâb-ı Hakk’ın varlığına dayanan Yaratılış hakikatini Tabiat Risalesi’nin (23.Lem’a, Bedîüzzaman) başlarından bir miktar okuyarak şöyle bir misal ile anlatmaya çalışmıştık.
Meselâ şu içinde oturduğumuz bina var mı? Var…
Ezelî bir bina mı yoksa sonradan mı yapılmış? Evet sonradan yapılmış…
Gelişigüzel mi yapılmış, yoksa hesaplı planlı ve mükemmel mi? Gerçekten mükemmel…
Peki sonradan var olmuş şu mükemmel binanın var oluşunu ne ile izah edebiliriz?
Bu hususta dört ihtimal görünüyor. Şimdi bunları birer birer değerlendirelim:
a) Bu bina hiçten yoktan kendi kendine var oldu. Yani kum, demir, çimento gibi malzemeler dört bir taraftan toplanarak geldiler, aralarında anlaşarak bu binayı teşkil ettiler desek buna delileri bile inandırabilir miyiz? Hayır!
b) Bu binayı sebebler, yani kazma kürek gibi aletler yaptı desek olur mu? Olmaz!
Çünkü her binanın kazma kürek gibi bazı uygun aletler kullanılarak yapıldığı doğrudur, ama onlar binanın ustası değil, âletidir. Profesyonelce yapılmış mükemmel bir bina, ancak profesyonel birinin eseri olabilir. Hâlbuki o profesyonelliğin zerresi o aletlerde yoktur. Haklısın…
c) Bu binayı tabiat yaptı desek?
Yani sel geldi, taşlarını getirdi, yel geldi kumunu çimentosunu getirdi, üzerine yagmur yağdı harç oldu, güneş onu kuruttu beton oldu, derken bina ortaya çıktı diyebilir miyiz? Elbette diyemeyiz.
Ya da eşyanın tabiatı denilen ve her eşyanın yaratılışından gelen fıtrî özellikler bu binanın ustası olduğunu söylesek nasıl olur? Yani demirin sağlamlığı, çimentonun yapıştırıcılığı, suyun kaynaştırıcılık gibi bazı özellikleri bu binayı var etti denilebilir mi? Hayır, denilemez…
Evet bu özellikler binanın yapılışında ustanın bilip dikkate aldığı birer husustur, ama bu hususiyetler binanın ustası değildirler, olamazlar. Dogru…
d) Peki, bina yapmayı bilen ve buna gücü yeten profesyonel birisi, şu malzeme ve âletlerin herbirisinin ne işe yaradığını ve nasıl kullanıldığını bilerek yerli yerinde kullanmak suretiyle bu binayı yapmıştır, desek bunun ne kadar doğru olduğunu en cahil insanlar dahi anlamaz mı? Tabi ki anlar.
İşte ilk üç şıkkın ne kadar hurafe ve yanlış, dördüncü şıkkın da ne kadar zâhir bir hakîkat olduğu âşikârdır. Evet, dünyada bundan daha açık ve net bir hakîkat olamaz.
Profesyonel işler, elbette profesyonel birisinden beklenir. Kitabınızdaki İngiliz lisanıyla yazılmiş bir şiiri, bir kalem yazdı demek ne kadar komik bir hurafe ise akılsız âletlerin akıllıca iş yaptıklarını iddia etmek de en az onun kadar hurafedir.
Evet, bir ağaç üzerinde yetişen, toprak ve su gibi gıdalarla büyüyen, güneş ve hava ile olgunlaşan mükemmel bir meyveyi, ne o akılsız ağaç, ne o şuursuz güneş, ne de toprak su ve hava yaptı diyemeyiz. Dedik ya, profesyonel işler mutlaka profesyonel birisinden beklenir.
Hem akıllı bir anne dokuz ay kendi bünyesinde büyüyüp gelişen yavrusuna hiç müdahale edemezken, hatta neler olup bittiğini anlamaktan bile aciz iken, akılsız bir ağacın meyvesini kendisi yaptığı iddia edilebilir mi?
Ya da her yemek gibi önümüzdeki şu pilavın da piştiği mutfağa bakıp, bütün malzeme ve âletler orada ve orasını yemek pişirilmesi için ideal bir ortam olduğunu görüp aşcıyı o anda orada göremediğini bahane ederek, yemeklerin kendi kendisine piştiğini iddia etmek ya da bunları mutfak pişirdi demek doğru olur mu? Ne kadar saçma değil mi? Doğru…
Veyahut bir akılsız bir ineğin, şuursuz bir koyunun yavrusunu kendisi yaratması mümkün mü?
Ellbette değil.
***
Misafirimiz evine dolu dolu dönmüştü.
Bir süre sonra biz Berlin’e misafir olduk. Orada Halid kardeşimizi bulduk. Onun gibi bir kac gençle beraber bir parka gittik, güneşli bir havada sohbet ediyoruz. Halid bir ara söze girdi:
Abi yanınızda öğrendiklerimi okulda bir alman arkadaşıma aktardım. Anladı ve kabul etti. Ama bir de soru sordu. Madem her şeyi Allah yarattı, peki onu kim yarattı? Bunu nasıl açıklayabileceğimizi sordu.
Şöyle izah ettik.
Kardeş, dikkat edersen yaratılanların hiçbir şey yaratamadığını görürsün. Hakikaten yaratılanların en akıllısı olan insan da, hatta bütün yaratılanlar biraraya gelseler de bir sinek bile yaratamıyorlar. Anlaşılan o ki, yaratılan yaratamıyor. Allah ise her şeyi yaratmıştır, demek ki O yaratılmamıştır. Çünkü yaratılmış olsaydı bir sinek bile yaratamayacaktı.
Bunu da dikkatle dinlemişti Halid kardeşimiz.
Biz tekrar evimize döndük. Bir süre sonra Halid kardeşimize telefonla ulaştım. O arkadaşına sorusunun cevabını ilettin mi, dedim. Evet, dedi. Peki ikna oldu mu, ya da başka bir soru sordu mu dedim.
Abi aynen kabul etti ve artık Müslüman oldu, dedi.
Elhamdülillah dedim, hem yeni müslüman olan o kardeşimizi hem de vesile olan Halid kardeşimizi binlerle tebrik ettim.






