YAZILIM GELİŞTİRME BİR SANAT MIDIR ?
Herhangi bir konuyla ilgili olarak yada bir proje gereği bir yazılım (programlar) geliştireceğiniz zaman, önce oturur o işi tüm ayrıntılarıyla öğrenmeye çalışırsınız.
Daha sonra da, geliştireceğiniz yazılımın uygulanması yada kullanılması sırasında yaşanacak tüm olayları bütün yönleriyle hayal etmeye çalışırsınız.
Yani bu sırada uçmaya başlarsınız. Bir başka anlatımla kurgulamaya başlarsınız.
Bu uçuş sırasında “kartal” olmak zorundasınızdır.
Yükseklerden bakıp her şeyi görmeye çalışırsınız.
Eğer bunu yapamazsanız, hedefi vurmanız yada amacınıza ulaşmanız çok ama çok zorlaşır. Çünkü geliştirdiğiniz şeyin önünü arkasını düşünmek ve görmek zorundasınızdır. En önemlisi de, yaşananları değil, yaşanacakları, yaşanabilecekleri görmek ve buna göre önlemlerinizi almak zorundasınızdır.
Aksi durumda, geliştireceğiniz şeyi işletemez, yürütemez yada kullandıramazsınız. ( Not: Mimar Sinan’ın camilerimizi inşa ederken nelere dikkat ettiğini ve neler yaptığını incelemenizi öneririm ).
Kurgulama sırasında o kadar çok yerlere gider gelirsiniz ki, kelimelerle anlatılması pek kolay değildir. Her zaman pırıl pırıl havada yada güneşli ve açık havada uçmazsınız. Bazen hava kapalıdır yada sislidir, yanlış yollara da saparsınız, yolunuzu da kaybedersiniz. Bütün bunları yaparken de, her insanın yaşadığı sıkıntıları siz de yaşarsınız. Başınız döner, mideniz bulanır, hırslanırsınız, bilgisayarınızla kavga edersiniz, ona tükürür yada ağlarsınız.
Sonuçta, geleceği planlayıp, resmi çizip, oyunu önce beyninizde oynarsınız.
Uygulama sırasında hangi ekranın olacağından, çizimlerin, simgelerin, nasıl ve ne renkte olacağına kadar, ki bunun anlamı ekranın her bir noktasını önceden belirlemeniz, tasarlamanız gerektiği, kafanızda canlandırmak ve kurgulamak zorunda olduğunuzdur.
Yani en hafif anlatımıyla, resmi önce beyninizde çizmek zorundasınızdır.
Eğer resim bir sanatsa, yazılım geliştirme de bir sanattır.
Sonra da bu resimleri hareketlendirmek ve içine insanı koymanız gerekmektedir.
Çünkü yazılım insanların kullanımı içindir. İnsan kullanımı gerektirmeyen (doğrudan makineleri çalıştıran) yazılımlar da gene “insansız çalışmaya” göre düzenlenirler. Yani bu sefer de, insansız olmayı düşünürsünüz.
Yapıyı önceden belirlemeniz ve de bunun çizimini tamamlamanız gereklidir.
Eğer mimarlık sanatsa, yazılım geliştirme de bir sanattır.
Yazılımı geliştirirken insanları sınıflayamazsınız.
Her düzeyde insanın kullanabileceğini dikkate almak zorundasınızdır.
O zaman tüm bu insanlara her şeyi çok iyi bir şekilde anlatmanız, hatta anlatırken eğitmeniz de gerekir. Ülkemizin durumunu ve koşullarını dikkate
alırsak, bu işlem en önemli konuların başında gelir.
Artık anlatımı şiirsel mi yaparsınız, küçük öyküler gibi mi yaparsınız, görsel ders kitabı gibi mi yaparsınız, o sizin yeteneklerinize ve harcamak istediğiniz emeğe, ülkeniz insanına karşı duyduğunuz sorumluluğa bağlıdır.
Ancak bunların hepsini anlatmak ve yazmak zorundasınızdır.
Eğer bunlar, sanatsa yazılım geliştirme de bir sanattır.
Kurgu olmadan, yazılım geliştirmeden bahsetmek söz konusu bile olamaz.
Sn. Aytuğ GÜLTEKİN’e göre “.. sanatsal anlatımın olmazsa olmazıdır kurgu”.
Yazılım geliştirme de tartışmasız olarak bir sanattır.
Sonrasında da, bütün bunlar bir bilgisayar dili aracığıyla bilgisayarda kullanılabilecek şekilde yazılmaya yani kodlanmaya başlanılır.
Bundan sonrası bilgisayar programcılarının (kodlayıcılarının) işidir.
Bu işi yapanlar, bazen aynı bazen de farklı insanlar olabilir.
Bu kısım belki de işin en kolay tarafıdır.
Resim yeteneği olmayan bir adama resim yapmayı öğretebilirsiniz.
Ama öğrettiğiniz teknikle hep aynı tip işleri çıkartır.
Bu adama da sanatçı demek ne derecede doğrudur ?.
Sonuç olarak, bence yazılım sanatların kralıdır.
Çünkü içinde bütün sanatlardan öğeler taşır.
Her şeyden önce soyut düşüncenin ağa babası yazılımdır.
Soyut düşünemeyen insanın yaratıcı olması da düşünülemez.
Teşekkürler CW
Bu Yazıyı Paylaşın