Tem
20

Cem KARACA - Sende Başını Alıp Gitme

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

Ben suyumu kazandım da içtim
Ekmeğimi böldüm de yedim
Alkışı duydum ihaneti gördüm
Sesim de oldu sessizliğimde
Seviştiğimde oldu benim

Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi
Hayatta hiç birşeyim az olmadı senin kadar
Ve hiçbirşeyi istemedim
Seni istediğim kadar
Sende başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi

Tem
15

PLAY/İstanbul

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

:) İçlerinde hem adaşım ve soyaddaşım olan Erdem TÜZEN abi nin grubu :)

Her Cumaretesi ve Pazar Kanal Türk’te canlı yayınlanan ”Renkli Televizyon” adlı programda ”PLAY” olarak yer almaya başladık.Güzel parçalar çalıyoruz.Hem izleyip hem de dinleyebilirsin bilgine arkadaşım…=)

Yayın saati; Cumartesi = 14:00
Pazar = 14:30

bende izlemeyi planlıyorum :)

Haz
30

Robotumsu Çocuk!!!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

wolkanca dan gelen rss yi okuyordum başlık dikkatimi çekti izliyeyim dedim videoyu gerçekten müthiş :D

buyrun;

Kaynak

Haz
27

Çevrimiçi Paint Ve Resim Düzenleyiciler

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...
\

Online paint, flash ile tasarlanmış güzel bir site çizdiğiniz resimleri saklayabiliyorsunuz galerisi dahi var bu güzel flashlı siteye buradan gidebilirsiniz

\

Online photoshop benzer bir site istediğiniz efekleri uygulayabilirsiniz. Birden çok efekseçenekleri ile kullanışlı menüsü ile göze hitap ediyor. Kendi resminizi yükleyin ve değişikliğe başlayın sonra bu sitede saklayabiliyorsunuz.
Siteye buradan gidebilirsiniz

Kaynak

Haz
18

Sevgili RSS Reader’ım Google

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

Kankam yine güzel bir yazı yazmış :) reader.google.com alternatiflerini denememe izin vermedi bile :)

Çoğumuzun da bildiği üzere artık birçok websitesinin, blogların, hazır portal tasarımlarının da olmak üzere RSS kaynakları var. Bu RSS kaynakları sayesinde kullanıcılar siteyi ziyaret etmeden o sitede yenilik varmıdır yokmudur herbişeysini öğrenebiliyorlar. Siteminde RSS’i olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Birçok takipçi siteleri RSS üzerinden takip ederek akıllılık yapsa da birçok takipçide hergün onlarca siteye girip çıkmakla zaman kaybediyor. Eğer zamanım benim için değerli diyorsanız sizlerinde mutlaka ve mutlaka RSS takibi yapmanızı ve bir RSS Reader kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Tabii unutmadan da bu yazıyı okumanızı :)

RSS Nedir diye şimdi burda uzun uzadıya RSS’in ne olduğunu ve ne amaçla çıktığını ne işe yaradığını anlatmaya gerek yok. Ama tabiki buradan RSS için detaylı bilgi almaktan hiç çekinmeyin ;)

Gelgelelim bu işi nasıl yapacağımıza. Yani RSS leri nasıl takip edip nasıl okuyacağız. Benim kullandığım RSS Reader’ım en iyisi deyip size övecek halim yok. Ama gerçekten Google Reader bu işi en iyi yapanlardan diyebilirim.

Peki Ne iş Yapar Bu Google Reader ?

Google Reader sizin için sitedeki RSS kaynaklarını takip eder, Yenilik varmı acep diye size bilgi verir. Yenilik olan kaynakları size gösterir. İstediğiniz kaynakları yıldızlayıp daha sonra tekrar takip etmenize olanak verir. Aynı zamanda hangi kaynak ne en son ne zaman güncelleştirilmiş, en sık hangisi güncelleniyor, en verimli RSS hangisi gibisinden de sizi çeşitli bilgilendirmeler sunar.Arkadaşlarınızla RSS’lerinizi paylaşmanıza olanak verir, RSS leri size E-Mail olarak gönderttirir ve daha birsürü şey.

Aslında benim bu kadar yazmama hiç gerek yoktu. Neden mi ?

Çünkü Google bunu burada çok güzel bir şekilde anlatmış.

Beğendiğiniz RSS’leri bana İletişim olarak yollamayı ihmal etmeyin :)

RSS’li günlerde kalın.

Selametle…

Kaynak

Haz
17

Pamukkale Universitesi-Denizli Ve Tiksintilerim

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

Sıkıntılı bir havadayım.. denizlideyim. tiksiniyor ve iğreniyorum .. pamukkale universitesinden akıl almaz uygulamalarından bu gün hesapladım tam olarak 2 dakika 12 saniyelik yaz okulu ders kaydı işlemi için beni samsundan denizliye süren, vekalet işini yasaklayan zihniyetten.. Nefret ediyorum

denizliyi Yaşamak?

*Öğrenci isen 5kuruşluk malzeme sana 7.5 kuruşa gelir
*öğrenci isen ev kirası aileye 300 lira öğrenciye 500 liradır.
*öğrenci isen evler kelle başı hesabı ile kiraya verilir..
*Komşuluk denen kavram oluşmamıştır. öğrenci isen başının çaresine bakmak zorundasın

daha neler neler..

Pamukkale univde okumak?

*Final geçme notu 60 dır.
*bölümünüz mat bölümü olmamasına rahmen ıspat sorulur ve bunu ancak bu dönem anlarlar ve sizlere sorulmayacakmış derler(diğer bölümlerde de buna benzer şeyler)
*bazı hocalar kendilerini aşan sorular sorarlar
*staj yaparsın kıllık yapar saymazlar
*yaz okulu ders kayıtlarını sanki köy okulunda okuyormuşçasına internet ve teknolojiden uzak bir hava sergiler gibi kesinlikle okuldan yapacaksın (Nerede yaşadığın önemli değil paran varmı yokmu yine önemli değil geleceksin başka çıkarın yok.)
*1-3 diye bişe vardır.. 1. sınıftan kalan dersin varsa ve 3. sınıfa başlayana kadar eğer veremezsen 3. sınıftan ders alamazsın ve okulun otomatik uzar.(eskiden 2-4 olduğu söyleniyor mezun vermiyormuş ne kadar doğru bilmiyorum)
*Yaz okuluna bırakmak için birbirleri ile yarışan hocalar(kızmamak gerek iyi para geliri oluyor. heleki mühendislik fakultesi iseniz hele birde ikinci öğretimseniz .. azının suyu akıyor hocaların.. )
*yazın 45 dereceyi gören sıcaklarda sabah 8 aksam 5 yada daha geç okulda kalmanın berbatlığı.
*denizli ismine aldanmayın deniz felan yok.. heleki denize kyıısı olan bir memleketten geliyorsanız benim gibi boğulduğunuzu hissedebilirsiniz. nefes alamazsınız.
*münübüsçülerin kampüs içinde bile para almaları

daha neler neler… sayabilirm.. bu saydığım şeylerin hepsinde kesinlikle istisnalar vardır ve rsatlanmıştır pırlanta gibi insnalar var. ama o kadar aksi olan insan varki.. malesef denizliy gelmek vede pamukkale lisesi afedersiniz üniveristesinde okumak insanı canından bezdirir duruma getiriyor. heleki 893km yol kat etmek hele birde 2dk 12 saniye için  bunu yapmak işte o zaman ALLAH nasıl bilirse öyle yapsın sizi diyorsunuz..

Facebookta bile 2 tane grup var

Denizli’den tiksinenler..

Denizliden nefret edenler

Peki neden yazdın kardeşim burayı öss tercihi olarak zorlamı yazdın?

hayır zorla yazmadım geldim gördüm yukarıdaki nedenler insanları herieyden soğutur hale getiriyor.

Öss sonucunda derimki tercihlerinizde DENİZLİ PAMUKKALE UNİV. varsa bir daha düşünün gelince anlatmadığım daha neleri neleri göreceksiniz…

sende Pamekkale Univ öğrencisi isen (malesef) sende yaz derdini gördüklerini sonra gelen kardeşlerimiz yanılmasınlar.. doğru dürüst bir univ. e gitsinler..

Haz
01

Yazılımcı Sanatçı mıdır?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

YAZILIM GELİŞTİRME BİR SANAT MIDIR ?

Herhangi bir konuyla ilgili olarak yada bir proje gereği bir yazılım (programlar) geliştireceğiniz zaman, önce oturur o işi tüm ayrıntılarıyla öğrenmeye çalışırsınız.
Daha sonra da, geliştireceğiniz yazılımın uygulanması yada kullanılması sırasında yaşanacak tüm olayları bütün yönleriyle hayal etmeye çalışırsınız.
Yani bu sırada uçmaya başlarsınız. Bir başka anlatımla kurgulamaya başlarsınız.
Bu uçuş sırasında “kartal” olmak zorundasınızdır.
Yükseklerden bakıp her şeyi görmeye çalışırsınız.
Eğer bunu yapamazsanız, hedefi vurmanız yada amacınıza ulaşmanız çok ama çok zorlaşır. Çünkü geliştirdiğiniz şeyin önünü arkasını düşünmek ve görmek zorundasınızdır. En önemlisi de, yaşananları değil, yaşanacakları, yaşanabilecekleri görmek ve buna göre önlemlerinizi almak zorundasınızdır.
Aksi durumda, geliştireceğiniz şeyi işletemez, yürütemez yada kullandıramazsınız. ( Not: Mimar Sinan’ın camilerimizi inşa ederken nelere dikkat ettiğini ve neler yaptığını incelemenizi öneririm ).

Kurgulama sırasında o kadar çok yerlere gider gelirsiniz ki, kelimelerle anlatılması pek kolay değildir. Her zaman pırıl pırıl havada yada güneşli ve açık havada uçmazsınız. Bazen hava kapalıdır yada sislidir, yanlış yollara da saparsınız, yolunuzu da kaybedersiniz. Bütün bunları yaparken de, her insanın yaşadığı sıkıntıları siz de yaşarsınız. Başınız döner, mideniz bulanır, hırslanırsınız, bilgisayarınızla kavga edersiniz, ona tükürür yada ağlarsınız.
Sonuçta, geleceği planlayıp, resmi çizip, oyunu önce beyninizde oynarsınız.

Uygulama sırasında hangi ekranın olacağından, çizimlerin, simgelerin, nasıl ve ne renkte olacağına kadar, ki bunun anlamı ekranın her bir noktasını önceden belirlemeniz, tasarlamanız gerektiği, kafanızda canlandırmak ve kurgulamak zorunda olduğunuzdur.
Yani en hafif anlatımıyla, resmi önce beyninizde çizmek zorundasınızdır.

Eğer resim bir sanatsa, yazılım geliştirme de bir sanattır.

Sonra da bu resimleri hareketlendirmek ve içine insanı koymanız gerekmektedir.
Çünkü yazılım insanların kullanımı içindir. İnsan kullanımı gerektirmeyen (doğrudan makineleri çalıştıran) yazılımlar da gene “insansız çalışmaya” göre düzenlenirler. Yani bu sefer de, insansız olmayı düşünürsünüz.
Yapıyı önceden belirlemeniz ve de bunun çizimini tamamlamanız gereklidir.

Eğer mimarlık sanatsa, yazılım geliştirme de bir sanattır.

Yazılımı geliştirirken insanları sınıflayamazsınız.
Her düzeyde insanın kullanabileceğini dikkate almak zorundasınızdır.
O zaman tüm bu insanlara her şeyi çok iyi bir şekilde anlatmanız, hatta anlatırken eğitmeniz de gerekir. Ülkemizin durumunu ve koşullarını dikkate
alırsak, bu işlem en önemli konuların başında gelir.
Artık anlatımı şiirsel mi yaparsınız, küçük öyküler gibi mi yaparsınız, görsel ders kitabı gibi mi yaparsınız, o sizin yeteneklerinize ve harcamak istediğiniz emeğe, ülkeniz insanına karşı duyduğunuz sorumluluğa bağlıdır.
Ancak bunların hepsini anlatmak ve yazmak zorundasınızdır.

Eğer bunlar, sanatsa yazılım geliştirme de bir sanattır.

Kurgu olmadan, yazılım geliştirmeden bahsetmek söz konusu bile olamaz.

Sn. Aytuğ GÜLTEKİN’e göre “.. sanatsal anlatımın olmazsa olmazıdır kurgu”.

Yazılım geliştirme de tartışmasız olarak bir sanattır.

Sonrasında da, bütün bunlar bir bilgisayar dili aracığıyla bilgisayarda kullanılabilecek şekilde yazılmaya yani kodlanmaya başlanılır.
Bundan sonrası bilgisayar programcılarının (kodlayıcılarının) işidir.
Bu işi yapanlar, bazen aynı bazen de farklı insanlar olabilir.
Bu kısım belki de işin en kolay tarafıdır.

Resim yeteneği olmayan bir adama resim yapmayı öğretebilirsiniz.
Ama öğrettiğiniz teknikle hep aynı tip işleri çıkartır.
Bu adama da sanatçı demek ne derecede doğrudur ?.

Sonuç olarak, bence yazılım sanatların kralıdır.
Çünkü içinde bütün sanatlardan öğeler taşır.
Her şeyden önce soyut düşüncenin ağa babası yazılımdır.
Soyut düşünemeyen insanın yaratıcı olması da düşünülemez.

 

Teşekkürler CW

Haz
01

BALKAN TÜRKLERİ PİLAVA HAZIR

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...
10. düzenleniyormuş bu sene ne kadar mutlu oldum :) Evet Malumunuz Mubadele sözleşmesi ile taaaaa Selaniklerden kalkıp gelmişiz samsuna :) yarı akrabamızda izmire gitmiş :) buradan selam olsun onlarada.. her neyse samsunda kutlamalar şenlikler oluyor.. bu seneki de bu gün olacak :) sabah sabah yazayım dedim dün akşam annem telefonda dedi. biraz burukluk olmadı değil.. malesefki denizlide olduğumdan katılamıyorum :( Keşke diyor insan ama finaller var işte .. neyse ALLAHdan 2 tane kutlama oluyor inşALLAH ona erişirim :)
Balkan Türkleri Derneği’nce 10′uncusu düzenlenen ‘Geleneksel Etli Kazan Pilavı’ günü..
Balkan Türkleri Derneği’nce 10′uncusu düzenlenen ‘Geleneksel Etli Kazan Pilavı’ günü hazırlıkları tamamlandı. Gazetemizi ziyaret eden Dernek başkanı Cihat Yılmaz ve Yönetim Kurulu Üyeleri Zafer Özata ve Orhan Köseoğlu, Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Yusuf Yılmaz’ı da pilav gününe davet etti. Dernek başkanı Yılmaz, “1 Haziran Pazar günü Asarağaç Piknik Alanı’nda gerçekleştireceğimiz Geleneksel Etli Kazan pilavı gününe Balkan Türklerinin yanı sıra, tüm Samsunluları bekliyoruz” dedi.
2006 senesinden görüntüleri paylaşayım sizlerle :) yine kutlukent ;) Ve ARİF ŞENTÜRK Gelmişti :P
Mar
02

Bu adam bu sıralar ne dinliyor?

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

ASLI GÜNGÖR / FERHAT GÖCER - KALP KALBE KARSI DERLER

FERİDUN DÜZAĞAÇ - SÖZ VER

BARIŞ AKARSU - LEYLA

BARIŞ AKARSU - ALLAHIM GÜÇ VER BANA

BARIŞ AKARSU - BİR SEVMEK BİN DEFA ÖLMEK DEMEKMİŞ

EMRE AYDIN - BU KEZ ANLADIM

YÜKSEK SADAKAT - PERVANE

Daha çook var canım sıkıldı daha sonra eklerim yine..

Şub
12

Kültürel Yozlaşma (14 şubat ve diğer empoze edilen günlere dair)

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

 TEŞEKKÜRLER CW 

Kültürel Yozlaşma

Sevgili dostlar her geçen gün bizi biz yapan tüm değerlerimizi bir köşeye atıp onun yerine Batının aptalları sömürmek için kullandığı saçma sapan adetleri yerleştiriyoruz. Bakın ben Batıya karşı biri değilim tam tersine tüm eğitimim hatta kullandığım teknolojiler batı ağırlıklıdır ama bu hiçbir zaman kim olduğumu bana unutturmadı. Kendi kültürümüzde nereden çıktığı belli olmayan bir ton hurafeye sahipken bunlar yetmezmiş gibi bir de şirketlerin daha fazla mal satmak için empoze ettiği hurafelerin toplumda yer tuttuğunu görmek üzücü. Bunun en güzel örneği de Sevgililer günü hurafesi. Bir haftadır hangi gazeteyi veya televizyonu açsam karşıma sevgililer günü çıkıyor. Hadi bu tip kompleksler bizim gayrı milli medyamızın ölçülerine göre normaldir derken bugün her halinden kendi halinde sıradan insanlar oldukları anlaşılan yüzlerce kişinin üç kuruş paralarıyla hipnotize edilmiş kuklalar gibi gidip saçma sapan hediyeler aldığını görünce iyice çileden çıktım. İnsanların sevgilerini paylaşması ve birbirlerine hediye alması çok güzel bir olaydır ama bu saçma sapan bir Batı hurafesi için yapılınca olayın tüm özelliği kayboluyor. Batılı pazarlama uzmanlarının bizim dilimize “Sevgililer Günü” olarak yapıştırdıkları günün esas ismi Aziz Valentin Günüdür ve geçmişi putperest Batı kültürüne dayanır. Antik Yunanda Ocak ayının ortasıyla Şubat ayının ortası arasındaki bölüme “Gamelion ayı” denirdi ve Baş Tanrı Zeusla karısı tanrıça Heranın evlilik yıldönümü olarak kutlanırdı. Romalılarda bu adet değişim göstererek 15 Şubatta kutlanan Lupercalia festivaline dönüştü. Yarı çıplak ve keçi derisine sarınmış olarak resmedilen Luperculus adındaki bolluk putunun şerefine bu gün Romalı rahipler şarap içip zıvanadan çıktıktan sonra Roma sokaklarında çıplak bir halde koşmaya başlarlardı. Bu koşu sırasında Romalı kadınlar bu çıplak rahiplere dokunmaya çalışırlar ve bunun doğurganlıklarını arttıracağına inanırlardı. Hristiyanlığın gelmesinden sonra papazlar tüm putperest adetlerde yaptıkları gibi bu saçma adeti de hiç değiştirmeden bıraktılar. Dinlerini kendi elleriyle bozan ve yanlışlıkları değiştirmek yerine bu yanlışlıkları Hristiyanlaştırmayı seçen papazlar sayesinde bu güne Aziz Valentin günü adı verildi. Daha sonraları MS 498 sıralarında Papa 1.Gelasius bu günün putperest kökenlerinin aleni olmasından rahatsız olup kutlama gününü bir gün önceye aldı. Bu günün aşkla meşkle ilişkilendirilmesi Ortaçağda ortaya çıktı ve Fransız şairler oturup bu günün aşıklar için önemi hakkında türlü hikayeler ve hurafeler uydurdular. Bugün her tarafta sevgililer gününün kökeni başlığı altında anlatılan türlü hikayeler işte Ortaçağdaki bu işsiz güçsüz şair takımının prenslerin gözüne girebilmek için uydurduğu masallardır.

Bu adet Amerika’ya İngilizler yoluyla girdi ve 20.yüzyıl ortalarına kadar sevgililerin birbirlerine aşk mektupları veya posta kartları attıkları bir gün olarak devam etti. Daha sonra Amerikalı sanayiciler böylesine bir hurafenin potansiyel tükettirme gücünü fark ettikleri için bu günde hediye verilmesi gerektiği yollu kampanyalara başladılar ve Aziz Valentin günü bugünkü şeklini almaya başladı. 1980’ler sonrası elmas endüstrisi dünya çapında yaptığı seri kampanyalarla Sevgililer gününde en güzel hediyenin mücevher olduğu propagandasına girişmiş ve bir ton alığın cebini güzelce boşaltmıştı.

Batıya ait olan bu hurafe,şirketlerin globalleşmesiyle dünyanın her tarafına da itinayla sokuldu hatta Japonya ve Tayvan gibi kültürel olarak bu olayla tamamen kel alaka ülkelerde bile müthiş pazarlama kampanyalarıyla Aziz Valentinin delice para harcama günü kabul ettirildi.

Kısacası sevgili dostlar lafa geldi mi yüzde doksan dokuzu müslüman ve sapına kadar Türk olan ülkemizde yıllarca yapılan pazarlama propagandaları sonucu putperest kökenli ve Katolik kilisesi etiketli Valentin günü bize Sevgililer günü olarak yutturulmuş durumdadır. Bu gün vesilesiyle restoranlarda,alışveriş merkezlerinde ve eğlence yerlerinde dökülen milyonlarca Yeni Türk Lirası gene parababalarının cebini doldurmuş olacak.

Tabii bu sadece tek bir örnek. Bunun gibi sermaye odaklarının bizlere yutturduğu ne günler ve geceler var. İngilizlerin “April Fools Day”i bize 1 Nisan olarak yutturdular. Hristiyanların Christmasını Yeni yıl, Antik Yunanlıların ana tanrıça Kibeleye tapınma bayramını Anneler günü, Amerika’da Bayan Dodd isimli bir kadının İç savaşta ölen babasına ithaf ettiği günü Babalar günü ve 1911 senesinde Amerika’da 140 kadın işçinin fabrikalarında çıkan yangınla öldüğü günüde Kadınlar günü olarak bize sundular.

Bizlerde tarihimizle ve geçmişimizle hiçbir alakası olmayan bu kutlamaları aldık ve Batılı olacağız saplantısıyla kabul ettik. Bu olayın en büyük sorumlusu ilerlemeyi ve medeni olmayı Batılı olmak sananların kurduğu kültürel hegemonyadır. Türkiye’de yaşayan bir insanın sevgililer günü kutlaması Japonya’da yaşayan bir Budist’in Ramazan bayramı kutlaması kadar aptalca ve komik bir durumdur aslında ama gırtlağına kadar Batı kültürüne boğulmuş insanlarımıza artık hiçbir şey garip gelmiyor. Bunun gibi pek çok gariplik aslında sosyologlar için çok iyi araştırma malzemesidir. Mesela sosyologlarımız oturup duracaklarına bu konularda çeşitli araştırmalar yapsa ne güzel olurdu. Örnek olarak ben hep çoğunluğu esmer olan kadınlarımızın neden çok büyük bir saplantıyla çeşitli boyalar kullanıp sarışın olmaya çalıştıklarını merak etmişimdir. Hangi tür bir bilinçaltı kompleks buna yol açtı acaba. Sarı olan güzeldir ama siyah olan çirkindir mesajını hangi tür bilinçaltı propagandalarla yerleştirdiklerini bilmek güzel olurdu.

Bu tip konular bazı insanlara çok ufak tefek ayrıntılar gibi gelebilir sevgili dostlar ama emperyalizmin en tehlikelisinin kültürel emperyalizm olduğu da bir gerçektir. Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olsanız bile kültürünüzü kaybettiğiniz an asimile olursunuz. Tarihte yıkılan Türk devletlerinin en büyük yıkılma sebeplerinden biride kültürel asimilasyon sürecidir. Eğer sizin diğer milletlerden görünüm, tavır ve dünya görüşü açısından bir farkınız kalmamışsa siz onlardan olmuşsunuz demektir ve isminizin farklı olması da bunu değiştirmez.

Serdar Kuru 16/02/2005

Yukarı
Kapat
  • Sosyal İmleme
  • E-posta ile
E-posta ile paylaş