Nis
11

Mustafa Cihat - EMRİ OLUR

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

EMRİ OLUR

Geceye katran çal, acıya hüzzam
Ah edersem, tutmasın elim, tutulsun dilim
Ey kemankeş durma vur, nasılsa bu sine vurgun
Nuru düşsün düşsün düşlerin kor olsun, seni görmesin
Kör Olsun

Taş bassın yerime dedi gönlüne
Emri olur başım gözüm üstüne

Bakmasın demiş bir daha yüzüme
Emri olur inansın bu sözüme

Almasın demiş adımı diline
VAY BEN ÖLEM ATIN TOPRAK ÜSTÜNE

Mustafa Cihat

Bu yazıyı paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • Netvouz
  • DZone
  • MisterWong
  • Wists
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Sp
  • Blue Dot
  • Book.mark.hu
  • co.mments
  • Netscape
  • NewsVine
  • PopCurrent
  • De.lirio.us
  • Taggly
  • Technorati
  • YahooMyWeb
Oca
01

Mekkenin Fethi

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

MEKKE’NİN FETHİ


Hicretin 8. senesi, Ramazan ayı, Cuma günü. (Milâdî, Ocak 630.)
Mekke, yeryüzünde Tevhidin timsali ilk Mâbed olan Kâbe’nin bulunduğu şehir. O Kâbe ki, “…Çok mübarek ve insanların kıblesi olup âlemlere doğru yolu gösteren Kâbe’dir.”498 Mübârekiyeti ve hidayete vesile oluşu Tevhid-i İlâhînin mücessem bir delili olmasından ileri gelmekte. İlk bânisi, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.), onu bu gaye için inşa etmişti. Zamanla bina gözden kaybolacak vaziyete gelmiş, fakat temelleri sabit kalmıştı. Ebü’l-Enbiyâ (Peygamberlerin Babası) lâkabıyla anılan Hz. İbrahim, oğlu Hz. İsmail ile birlikte, bu temel üzerine Allah’ın emir buyurmasıyla Kâbe’yi yeniden inşâ etmişler ve Kâbe “Tevhid” inancının yeniden mücessem bir sembolü olmuştu.
Ancak, yeryüzünün bu en şerefli ve en faziletli binâsı hâlâ Tevhid inancından uzak yaşayan, hattâ bu inancı var güçleriyle ortadan kaldırmaya, müntesiplerini yok etmeye çalışan Kureyş müşriklerinin elinde bulunuyordu. Binâ ediliş gayesinin tam aksine içi putlarla dolu duruyordu.
Tevhid inancının ve bu inancın mümessili Müslümanların can düşmanları olan müşrikler, burada her türlü rezaleti irtikâp ediyorlardı.
Gayretullaha dokunan, Hz. Âdem (a.s.) ile Hz. İbrahim’in ruhaniyetlerini rencide eden, bütün Müslümanların da kalb ve vicdanlarını derinden sızlatan bu durumun bir an evvel ortadan kaldırılması lâzımdı. Bu mübârek mâbedin ve bu mâbedin içinde bulunduğu Mekke’nin bir an evvel müşriklerin kirli ellerinden kurtarılması gerekiyordu.
Hz. Fâhr-i Âlem Efendimiz (a.s.m.), bunu düşünüyor, bu maksadının tahakkuku için bir yol arıyordu.
Uzun zamanlar imkânlar ve şartlar buna el vermemişti. Çünkü, Müslümanlar henüz az ve zâif bir durumda bulunuyorlardı. Müslümanların mevcut gücüyle bunu elde etmek de oldukça zordu. Üstelik Medine’nin her an düşman taarruzuna uğraması da muhtemeldi.
Bu gayenin bilfiil gerçekleşmesi için İslâmın inkişaf etmesi, Müslümanların çoğalması, güç ve kuvvet kazanması gerekiyordu. Aksi takdirde bu yoldaki bir teşebbüs sonuçsuz kalabilirdi.
Bir işe teşebbüste zaman ve zemini değerlendirmeyi çok iyi bilen Peygamber Efendimiz, bu gâyesinin tahakkuku için Cenâb-ı Hakkın müsait şartlar ihsan etmesini sabırla bekliyordu.
Hicretin sekizinci yılında, İslâm, olanca haşmetiyle etrafa yayılmıştı. Bir taraftan İslâmın en amansız düşmanlarından biri olan Hayber ve civar Yahudileri tâbiiyet altına alınmış, diğer taraftan en büyük bir fetih ve zafer olan Hudeybiye Anlaşması yapılmış ve yine bir başka taraftan o zamanın koskocaman Bizans İmparatorluğuna Müte Harbiyle gözdağı verilmişti.
Bütün bunlar, İslâmın ve Müslümanların önüne geçilmesi imkânsız büyük kuvvet halini almış olduğunu ortaya koyuyordu.
Artık bu ulvî ve mukaddes gayenin bilfiil tahakkuk zamanı gelmiş ve gerekli imkânları Cenâb-ı Hak ihsan etmişti.
Ancak, ortada bir mâni vardı. O da müşriklerle yapılmış olan Hudeybiye Anlaşması idi. Bu anlaşmaya göre Müslümanlarla müşrikler on sene birbirleriyle harp etmeyecek ve anlaşmayı bozmayacaklardı.
Ahde vefada zirve noktasında bulunan Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, bu kudsî gayesi için de olsa, ahdini bozup müşrikler üzerine yürümeyi düşünmüyordu.
Yazının Devamı…

Bu yazıyı paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • Netvouz
  • DZone
  • MisterWong
  • Wists
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Sp
  • Blue Dot
  • Book.mark.hu
  • co.mments
  • Netscape
  • NewsVine
  • PopCurrent
  • De.lirio.us
  • Taggly
  • Technorati
  • YahooMyWeb
Ara
31

Yılbaşı Hakkında….

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 Oy, Ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading ...

Alıntıdır… Cyber-Warrior Tim

Yılbaşı Hakkında

Günümüz müslümanların başına gelen en büyük belaların önde gelen sebeplerinden biri, Yahudi ve Hıristiyanlarla müşrik topluluklara benzemek ve onların peşinden giderek taklitçilik hastalığına yakalanmalarıdır. Hatta bu Yahudi, Hıristiyan ve müşriklerin peşinden gidenlerin bir çoğu için Allah Rasulü (S.A.V.)’in şu sözü gerçekleşmiştir:

Andolsun ki, sizden öncekilerin yoluna karış karış, kulaç kulaç uyacaksınız. Öyle ki, onlar keler deliğine girseler siz de gireceksiniz” Dedik ki; “Ey Allah’ın Rasulü, Yahudi ve Nasranileri mi kastediyorsunuz. Kim olacaktı? ” diye cevap verdi.” (Buhari ve Müslim)

Kim herhangi bir gruba benzeşirse o da onlardandır “. (Ebu Davûd, Libas 4; Müsned N/50.) Özellikle bu hadis-i şerif bugün yaşadığımız ahlaki travmaya ve çok önemli sosyal gerçeklere işaret eder.

İnsan ancak sevdiğini, takdir ettiğini ve büyük gördüğünü taklit eder. Şekli taklit itikadi taklide götürür. Bu ilmi gerçeğe de dikkat çektikten sonra genel bir fıkhî kaideyi hatırlatıp, mesele hakkında alimlerimizin istinbatlarını (bir kısmını verdiğimiz naslardan çıkardıkları hükümleri) nakledelim.

İttifakla kabul edilen bu fıkhı kaide şudur: “Müslümanın, bir başka dinin şiarı (alameti farikası) olan bir fiili kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür” Nevruz ve yılbaşı kutlamaları alimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hüküm ona göre verilmiştir. Buhara bölgesi alimlerimizden Baytekin et-Türkmeni bu tür konularda en geniş bilgiler veren alimlerimizden biridir. Buna benzer meseleleri müstakil bir kitapla anlatmış ve sözünü ettiğimiz konu üzerinde özellikle ve sayfalarca durmuştur. “Bazı Hanefi alimleri demişlerdir ki, adı geçen bütün bu (başka inançların gereği olan bayram ve kutlamalara) katılan ve bundan tevbe etmeyen onlar gibi kâfirdir. İmam Malik’in arkadaşlarından biri de demiştir ki, Nevrûz Günü ( o günü ta’zim için) bir karpuz kesen sanki domuz kesmiş gibidir. Dolayısı ile müslüman, böyleleriyle oturması, kesmede ve pişirmede onlara yardımcı olması ile günahkâr olmuş olur”. (Türkmanî, Kitabu’l-üma fil-havâdisi vel-bida’ I/293-94.)

Meselenin hem hukuki hem de itikadı yönü bulunduğu için fıkıh kitaplarımızın “mürtedle ilgili hükümler”, ya da “Küfür sözler” yer alır ve özet olarak şunlar söylenir :

1-”Mecusilerin Nevruz (yeni gün, yeni yıl, yılbaşı) kutlamalarına katılmakla da kâfir olur. Çünkü bunda onların o gün yaptıkları şeylere muvafakat anlamı vardır. Daha önce satın almamakta olduğu bir şeyi Nevruz’da, o günü tâzim için -yeme içme için değil- satın alması, keza yine o günü kutlayan şirk ehline Nevrûz Günü, velev bir yumurta olsun, bir şey hediye etmesi de aynıdır” (Hindiyye N/276-77.)

2- “Nevruz’da (yılbaşı gününde) bir müslüman diğerine bir şey hediye etse, ama bununla da o günü tazımi (kutlamayı) düşünmüş olmasa, fakat bir takım insanların o güne mahsus böyle bir uygulaması bulunmuş olsa bunu yapan kâfir olmaz, ancak o günlerde yapmaması, daha önce veya daha sonra yapması gerekir. Ta ki onlara benzemiş olmasın.”

3-İmam Ebu Hafs demiştir ki, “Bir adam Rabbine elli yıl ibadet etse, sonra nevrûz (yılbaşı) geldiğinde, o günü kutlamak için şirk yapanlardan birine bir hediye gönderse kâfir olur”. (Bezzâziye VI/333; Abdullah b. Muhammed es-Sîbî., el-Abdevî, ed-Delilül-kavim, ales-siratil-müstakîm 143. )

4-İmam Rabbanî de benzer şeyleri kendi zamanındaki Hindistanli müslüman kadınların yaptıklarını, başka inançlarda olanlar gibi belli günlerde, o günlere has hediyelerle hediyeleştiklerini anlatır ve bütün bunların şirk ve İslam dinini inkâr demek olduğunu söyledikten sonra şu mealdeki ayeti zikr eder (İmam Rabbanî, Mektûbat NI/55 (Mek.4) ” Onların çoğu şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler “. (Yusuf Suresi106) Bu Allah’a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah’a inandıklarını söyleyebileceklerini anlatır.

Özetle:

1. Yılbaşı gibi başka inançların şiari olan günlere, o güne tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak küfürdür. Bunu yapmış ve tevbe etmemiş bir insanın imanından, nikahından, ibadetlerinin boşa gitmesinden korkulur.

2. Böyle zamanlarda, yılbaşına has hindi vb. şeyleri sırf gıdalanmak için almak, PTT’nin ucuz hizmetinden yararlanmak için tebrikleşmek küfür değilse de, onlara (isteyerek şirk yapanlara) benzeme ve onların uygulamalarını yaygınlaştırma ve meşru gösterme anlamı taşıdığından tehlikeli ve mahzurludur. müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus birşey yapmamaları gerekir.

Yılbaşı adı altında; çam ağacını süslemek, ışıklandırmak, pamuklarla bembeyaz yapmak; bir adamı Noel Baba kıyafetine sokmak, çocuklara onun aracılığı ile hediye dağıtmak; havai fişekler, eğlence, dans, zevk, safa, sabahlara kadar TV izlemek v.s. “Bende Müslümanlardanım” diyene yakışmayacak taklid ve özentilerdendir.

Sonuç olarak Allah (C.C.)’nün Şeriatı dışında kalan bütün yol,izm, ideoloji ve felsefi akımlara muhalefet etmek, onların, din, gelenek ve bayramlarının tamamına; ayrıca yeme-içme ve giyim-kuşamlarında da onlara aykırı davranmak, yüce dinimizin temel kurallarındandır. “Herkes yapıyor, ne olacak canım bir gece kutlaması ile iman tehliye mi girermiş, eskiler-büyüklerde kutlamışlar ” gibi şeytani vesveselere kapılmayalım. Dikkatli olalım.

Bu yazıyı paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • Netvouz
  • DZone
  • MisterWong
  • Wists
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Sp
  • Blue Dot
  • Book.mark.hu
  • co.mments
  • Netscape
  • NewsVine
  • PopCurrent
  • De.lirio.us
  • Taggly
  • Technorati
  • YahooMyWeb
Eyl
06

İŞTE MEHMET AKİFTEN MÜTHİŞ DİZELER…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 Oy, Ortalama: 3.5 / 5)
Loading ... Loading ...

Bir Gece

On dört asır evvel yine bir böyle geceydi
Kumdan ayınon dördü bir öksüz çıkıverdi
Lakin o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler
Halbuki kaç bin senedir bekleşmedelerdi
Nerden görecekler göremezlerdi tabi
Bir kere zuhur ettiği çöl en sapa yerdi
Bir kere de ma’mure-i dünya ozamanlar
Buhranlar içindeydi bugünden de beterdi
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta
Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin
Salgındı bugün Şark’ı yıkan tefrika derdi

Derken büyüyüp kırkına gelmişti ki öksüz
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi
Bir nefhada kurtardı insanlığı o masum
Bir hamlede kayserleri kisraları serdi
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi
Zulmün ki, zeval akılına gelmezdi, geberdi
Alemlere rahmetti evet şer-i mübini
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi
Dünya neye sahipse onun vergisidir hep
Medyun O’na cemiyeti medyun O’na ferdi
Medyundur o masuma bütün bir beşeriyyet
Ya Rab! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret

Mehmet Akif Ersoy

Bu yazıyı paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • Netvouz
  • DZone
  • MisterWong
  • Wists
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Sp
  • Blue Dot
  • Book.mark.hu
  • co.mments
  • Netscape
  • NewsVine
  • PopCurrent
  • De.lirio.us
  • Taggly
  • Technorati
  • YahooMyWeb
Ağu
10

İSRA VE Mİ’RÂC MU’CİZESİ

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oylanmamış)
Loading ... Loading ...

Esselamu Aleyküm arkadaşlar..

Bu günün hürmetine en güzel kitaplardan olan Kainatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı Adlı kitaptan İSRA VE Mİ’RÂC MU’CİZESİ Kısmını Aynen naklediyorum.. neden bu kitap diyecek olursanız 1. okuduğumdan 2. 1985 yılında Siyer(Peygamberimizin hayatını anlatma) birincisi. 3. ise çok sade ve çok akıcı anlatımı olması..

ALINTI


Hicretten bir buçuk sene önce, Recep ayının 27. gecesiydi. Bu gecede Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan İsra* ve Mirâc** mucizesi vuku buldu.

Yazının Devamı…

Bu yazıyı paylaş: These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
  • Digg
  • Netvouz
  • DZone
  • MisterWong
  • Wists
  • BlinkList
  • blogmarks
  • BlogMemes Sp
  • Blue Dot
  • Book.mark.hu
  • co.mments
  • Netscape
  • NewsVine
  • PopCurrent
  • De.lirio.us
  • Taggly
  • Technorati
  • YahooMyWeb
Yukarı
Kapat
E-posta ile paylaş